İ’tikâf: En Değerli Yalnızlık, Osman Karyağdı

Avatar wiseinstitute | Nisan 29, 2021

İ’tikâf, geçmişi çok eskilere dayanan bir ibadettir. Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselâm) i’tikâfı “ihya” etmiş, bu konuda Müslümanlara fiilî olarak rehberlik yapmıştır. Bir fıkıh terimi olarak i’tikâf, “Mescid veya mescid hükmündeki bir yerde, Allah rızası için, i’tikâf niyetiyle bir süre durmak” anlamına gelir.

Allah rızası için günlük hayatın hızlı akışı içinde bir müddet “durmak” aynı zamanda hacıların Arafat’taki “vakfe”sini de hatırlatır.

Bir virüs dolayısıyla insanların evine kapandığı, dışarı çıkamadığı veya çıkmak istemediği bir dönemin içinde bulunuyoruz. Hiç değişmeyecek, değişemez zannettiğimiz hayatın hızlı akışı, meşguliyetlerin insanı esir alması, işten-güçten uzaklaşmanın çok zor, neredeyse imkânsız gibi geldiği uzun bir dönemin sonunda geldi bu evlere kapanma, iş dünyasının ve sosyal hayatın kısıtlanması…

İnsanı dünyaya bağlayan şeylerin ziyadesiyle arttığı bir zaman diliminde, dinin her meselesini hayatına taşımak isteyen bir Müslüman’ın “i’tikâf” konusunda ne yapabileceğini görelim:

İ’tikâfın Süresi Ne Kadar?

Normali Ramazan ayının son on gününü bir mescidde zikir, fikir, şükür ve dua ile geçirmek olan i’tikâfın çok uzun süreli olması şart değildir. Herhangi bir tatil gününü i’tikâf için ayırmak mümkündür. 

Sadece bir gün tatilimiz var, diyenler i’tikâf için bu fedakârlığı yapamayacaklarsa Allah Resûlü’nün on gün boyunca yaptığı bu ibadeti hiç değilse, öğleden akşama kadar, o da olmuyorsa, Öğle-İkindi, İkindi-Akşam arası yapmaları aslında hiç de zor değildir. Yeter ki, istek ve azim olsun. Bunun için kendini maddeten ve mânen hazırlayarak camiye gitmek yeterlidir. Meselâ öğle namazını kıldıktan sonra İkindi’ye veya Akşam’a kadar camide kalmak zor olmadığı gibi, insana bir ibadet yapma hazzı verecek ve onu zihnen ciddi olarak da rahatlatacaktır.

Evini mescid haline getirenler için Ramazan’ın son on günü daha yoğun, i’tikâf niyetiyle geçirilebilir. Hiç değilse, belli günler, belli saatler i’tikâfa ayrılabilir. İftar-sahur koşuşturmalarının arasında çoğu yerlerde unutulmuş “i’tikâf” ibadetinin ihya edilmesi, müminin manevi dünyasına ekstra katkılar sağlayacaktır.

Dünyadan kopamayanları, dünya hep kendi peşinden koşturur. İşte i’tikâf kısa süreliğine de olsa, dünyadan uzaklaşarak kendine bir konum belirleyip, konumuna göre tavır almaktır…

Belli sürelerle insanlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşma formatında bir ibadet olan i’tikâf bütün din ve kültürlerde farklı şekillerde yaşanmıştır. Kur’ân’daİbrâhim ile İsmâil’e de: ‘Tavaf edenler, i’tikâfa girenler, rükû ve secde edenler için bu Evimi tertemiz bulundurun!’ diye emretmiştik.” (Bakara sûresi, 2/125) buyrulur.

Peygamber Efendimiz’in Ramazan ayının son on günü dünya ile irtibatını asgariye indirerek i’tikâfa girdiğini mü’minlerin annesi Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) şöyle anlatır:

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ،

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الْأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللهُ ثُمَّ اعْتَكَفَ أَزْوَاجُهُ مِنْ بَعْدِهِ.

Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselâm) Ramazan ayının son on gününde i’tikâfa girerdi. O, bu âdetine/ibadetine ruhunun ufkuna yürüyeceği âna kadar devam etmişti. Sonra onun ardından hanımları i’tikâfa girmeye devam ettiler.” (Buhârî, i’tikâf 1; Müslim, i’tikâf 5)

Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan ayının son on gününe özel bir önem verdiğini O’nu en iyi tanıyanlardan Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) şöyle dile getirir:

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ :

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا دَخَلَ الْعَشْرُ شَدَّ مِئْزَرَهُ وَأَحْيَا لَيْلَهُ وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ.

Resûl-i Ekrem (aleyhisselam) Ramazan ayının son on gününe girildiğinde ibadet için yoğun bir gayret içine girer, gecelerini ihya eder ve ibadet için aile fertlerini de uyandırırdı.” (Buhârî, fazlu leyleti’l-kadr 5; Müslim, i’tikâf 7)

Zamanın bir parçasını şahsî istek ve arzularından sıyrılıp sadece Allah rızasını kazanma düşüncesi ile insanlardan uzakta, Allah’a yakın bir mabedin içinde, zikirfikirşükür ve dua ile geçirmek, insanın dünyevi bağlardan sıyrılarak mânen olgunlaşması adına en önemli vesilelerden biridir.

İ’tikâfın Şartları

Ramazan ayının son günlerinde uygulanan i’tikâf ibadeti müekked bir sünnet-i kifayedir. Bir yerleşim yerinde birkaç kişi yapsa, bu sünnet yerine getirilmiş olur.

Namaz için gerekli olan maddî-mânevîtemizlik şartları i’tikâf için de geçerlidir. İ’tikâf, amaçsız bir şekilde mescidde durmak olmadığı için i’tikâfta niyet de şarttır.

İ‘tikâf, mescidde veya mescid hükmündeki yerlerde yapılır. Mescidde i’tikâf yapma imkânı bulamayanlara gelince… Mü’minin niyetinin Allah nezdinde çok değerli olmasını dikkate aldığımızda, i’tikâf niyetiyle evinin sakin bir odasında, zikir-fikir-şükür duygusuyla Allah için, dünyadan ve dünyalıklardan uzak durmasının mü’minlere i’tikâf yapma sevabı kazandıracağı umulur.

Kadınların da camide i’tikâfa girmeleri gerektiği konusunda genel bir kanaat varsa da Hanefi mezhebine göre, kadınların evlerinin içinde müsait bir odayı i’tikâf mahalli yapmaları yerinde bir davranış olacaktır.

İ‘tikâf, umumiyetle Ramazan’ın son on gününde yapılmakla birlikte i’tikâf için belli bir zaman zorunluluğu yoktur. Bir camide i’tikâf niyetiyle bir müddet durmak veya birkaç gün kalmak i’tikâf ibadetini yerine getirmek için yeterlidir.

Camide i’tikâf yapan kimse abdest ve gusül gibi tabii temel ihtiyaçlarını karşılamak için dışarı çıkabilir. Kendisine yemek getirecek birileri olan kimseler yemek için de i’tikâf yerine terk edemezler. İ’tikâfta en temel şey zarurettir. Zaruret yoksa, i’tikâf mahallinden ayrılmak i’tikâfı bozar. İ’tikâfı bozan diğer hususlar ilmihallerden öğrenilebilir.

İ’tikâf Nasıl Değerlendirilir?

  • İ‘tikâf yapan bir bir kimsenin
  • Namaz kılmanın mekruh olmadığı vakitlerde kaza veya nafile namazlar kılması,
  • Kur’ân okuması,
  • Kur’ân’ı anlamasını sağlayacak tefsirlerden istifade etmesi,
  • Bol bol tevbe-istiğfar etmesi,
  • Dua ve niyazda bulunması,
  • Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde kelime-i tevhid getirip Allah’ı zikretmesi,
  • Kur’ân’da pek çok âyette tavsiye ve emredilen tefekkürde bulunması, 
  • Ahirette kendisine bir faydası olmayacak mâlâyâni şeylerden uzak durması,
  • İmanını takviye edecek, dinî kültürünü artıracak eserler okuması… hâsılı Allah için ayırdığı vaktini, Allah’ın hoşnut olacağı şekilde değerlendirmesi tavsiye edilir.

Mânevî olarak normal bir insan ömrüne denk olan bin aydan daha hayırlı olduğu beyan edilen Kadir Gecesi’nin, Ramazan ayının son on gün içinde saklı olduğu pek çok hadiste ifade edilmiştir. Ramazan’da i’tikâf yapan kimseler, aynı zamanda Kadir Gecesi’ni bulup ihya etmiş olacaklardır. Evet, i’tikâfın en önemli kazanımlarından biri de Kadir Gecesi’ni yakalama imkânıdır.


Written by wiseinstitute


Comments

This post currently has no responses.

Leave a Reply









Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial